20 Mayıs 2013

Bloga Playlist (Müzikçalar) Eklemek

Daha önce bloguma yapmış olduğum naçizane birkaç blog düzenlemesini paylaştığımdan beri gün geçmiyor ki blog eklentileri ve temalarla ilgili mesajlar almayayım. Yani evet yardım istenmesi mesaj atılması mutluluk verici ancak arkadaşlar hatırlatmak isterim ki ben bir "kişisel saçmalama" bloguyum. Tamam kendi sayfama yaptığım eklentileri, düzenlemeleri, bildiklerimi sizinle seve seve paylaşıyorum / paylaşırım ama bu "şunu nasıl yapabilirim, bunu nasıl yapabilirim, yardımcı olur musun şeklinde?" mesajlar almama sebep olmasın lütfen ya. Yapmayı bildiğim şey var, bilmediğim şey var. Attığı mesaja cevap alamayınca sonrasında abuk subuk mesajlar gönderenler de var. Cidden can sıkıcı bir boyuta girdi bu iş. Hepimizin de bildiği gibi Google'da arama yapmak beleş. Aradığınız şeyin cevabını bulabileceğiniz binlerce de içerik var. Sırf bu konularda emek verip yazılar yazan insanlar var ki en beğenerek takip ettiklerimden biri Blog Hocam mesela. Bu işi daha iyi bilen, profesyonel olarak yardım eden insanlar varken çok afedersiniz ama bana bok yemek düşer. Hem biraz araştırmacı olun yahu, armut piş ağzıma düş mantığı nereye kadar? :) Neyse daha fazla uzatmayım kızma faslını ve konuya gireyim.

Benim de uzun zamandır yapmak istediğim bir eklentiydi bloguma müzik eklemek. Mesajlar da alınca yaz kurtul kızım Selo dedim kendi kendime. Daha önceki temamda scriptler çakıştığı için sorun yaratıyordu, playlist çalışmıyordu, neyseki yeni temamda sorunsuz çalışıyor. Bu arada yeni temamı nasıl buldunuz? Niye hiç yorum yapmıyonuz lan siz? :)

Ben SCM Music Player sitesini kullandım. Kolay ve kullanışlı bir site.

Görünüm Seçme (Choose Skin)

Öncelikle beğendiğimiz görünümü seçiyoruz.



Müzikçalar listesi oluşturma (Edit Playlist)

Şarkının ismini SONG TITLE kısmına ve şarkının urlsini de SONG URL kısmına girip yan taraftaki play butonuyla urlnin çalışıp çalışmadığını test ediyoruz. Url doğru ise zaten şarkı hemen çalmaya başlıyor.


Şarkı bilgisayarınızda mp3 formatındaysa web sitelerine yüklemek yoluyla url alabileceğiniz gibi Fizy, YouTube gibi sitelerden arama yaparak url de kullanabilirsiniz. Ben YouTube'u kullandım. Playlistinize birden çok şarkı ekleyebilirsiniz, ben tek şarkı ekledim.

Yapılandırma Ayarları (Configure Setting) 

PLAYBACK

Şarkının sayfa yüklendiğinde otomatik olarak çalmaya başlamasını istiyorsanız Auto Play kutucuğunu işaretlemelisiniz. 
Şayet playlistinize birden çok şarkı ekleyecekseniz ve karışık çalmasını istiyorsanız Shuffle Playback kutucuğununda işaretli olması gerekiyor.
Default Volume kısmında şarkının sayfanızdaki ses yüksekliğini ayarlayabilirsiniz. Çok yüksek ayarlarsanız sayfanıza girenlerin birden bire çalmaya başlayan şarkıyla ürkebilirler. 
Repeat Mode kısmında playlistinizin tamamını çalındıktan sonra müzik çalma işlemini durmasını istemiyorsanız Repeat Playlist seçeneğini seçiyoruz.

APPEARENCE

Bu kısımda playlistimizin sayfamızın üst kısmında mı yoksa alt kısmında mı gözükmesini istediğimizi belirliyoruz.


İşlem bu kadar kolay. Haydi müziksiz yaşayamayanlar, ruh halini playlistine eklediği şarkılarla takipçilerine yansıtmak ve sevdiği şarkıları paylaşmak isteyenler sıra sizde! ;)
Kolay gelsin :)




Yeniden Tumblr

Bahar aylarında daha da çekilmez olan bir Pazartesi günüsünden pek bi selamlar blogcum

Birkaç yıldır eğlenerek, severek, bazı paylaşımlarını gülmekten altıma işeyerek, bazı paylaşımlarını zırlamaktan tuvalet kağıdı rulosunu piç ederek kullandığım Tumblr hesabım geçtiğimiz günlerde ele geçirildi ve hesabımı yeniden alabilmemin tek  yolunun mevcut hesabı rapor edip kapatılmasını talep etmek olduğunu söylediler, denileni yaptık. Geçtiğimiz günlerde urlmin yeniden kullanılabilir olduğuna dair sevindirici e-postamı aldım ve supercellma.tumblr.com yeniden yayında ifinim. Hesabım yeniden benim oldu amma velakin gitti gül gibi takipçilerim, paylaşımlarım, beğenilerim, rebloglarım. Neyse cana gelceğine tumblr hesabıma gelsin deyip önümüzdeki postlara bakıciğim. Tumblr hesabınız varsa buradan takibe alabilir, Tumblr hesabınız yoksa ve o da neyin nesiymiş diyorsanız yine buradan Tumblr'ın ne olduğunu çakozlayabilirsiniz.

Sıcaktan popom pişti, gidip bi turliyim, top sizde! ;)

15 Mayıs 2013

İlk hedefe Son 9, Galaxy S3'e Son 4 :)

Kendini Yudum ayçiçek yağı kadar hafif hisseden Supercellmadan pek bi selamlar blogcum,
95,4 kg ile başladığım diyet serüvenimde 84,00 kg'dayım.
İlk hedefimiz 75. Bu kiloya düştüğümde yağ ve ödem durumuna göre tekrar hedef belirleyeceğiz ya da bu kiloyu sabit tutmak için program uygulayacağız.
İlk hedefe son 9 kg,
Patronumun kilo vermeye teşvik kampanyasında sözünü verdiği Galaxy SIII'e son 4 kg.
Sanki incelmiş gibiyim ya :P
Siz iki fotoğraf arasındaki farkı görebiliyor musunuz? :)



08 Mayıs 2013

Blog Star 2013 Seçmeleri

Selam mentollü selpak gibi gözlerimi yaşartan okuyucularım!
Geçen yıl olduğu gibi sayenizde bu yıl da Blog Star seçmelerinde aday gösterilen bloglar arasındayım. 
Her şeyden önce aday gösterilmek çok güzel.
Ama gönül kazanmak da istiyor tabii :)
Blogu kapatıp gittiğim zaman, 
"bizi bırakıp hiç bir yere gidemezsin, dönmelisin, döneceksin, seni okumaktan keyif alıyoruz" diyenler! 
Keser döner sap döner gün gelir hesap döner.
Şimdi gösterin bakalım Supercellma sevginizi :)
Şöyle sayfamın bir köşesine Blog Star rozetimi yerleştirsem fena mı olur yani?
Yakışır di mi lan? 

Blog Star seçmelerini bilen ve beni aday gösteren herkese öncelikle kocaman teşekkürler.
Bu yazı biraz da bu etkinlikten haberdar olmayan ve "bilseydik biz de desteklerdik" diyecek herkes için. 

BlogStar Seçmeleri nasıl yapılacak?

Sizlerden Gelen kategori önerileri değerlendirildi ve tam 12 kategoride karar kılındı…
ve:
1- Tüm kategoriler için aday göstermek zorunda değilsiniz…. arzu ettiğiniz kadar kategoride aday gösterebilirsiniz
2- Her bir kategori için 1 aday gösterebilirsiniz
3- 1 adayı uygun gördüğünüz tüm kategorilerde aday gösterebilirsiniz
4- Oylamanızı yaptıktan sonra düzeltme veya ekleme yapmak isterseniz yeniden Aday Öneri ve Puanlama sayfasına giderek formu doldurup yollamanız gerekiyor. Biz sizin daha önce gönderdiğiniz formu geçersiz sayacağız.
5- Önereceğiniz adayların BBM üyesi olması zorunluluğu yoktur. Sadece “BBM sakinleri BlogStarı” kategorisinde adayınız BBM sakini olmalıdır.
6- Blog Yazarları kendileri için oy kullandıkları takdirde bu oy geçersiz sayılacaktır
7- BBM- Muhtarlık çalışanları sizlerden gelen formları değerlendireceği için; aday gösterilemezler ve aday öneremezler
(BBM-M çalışanları: Ben Sustum Onlar Konuştu, Doğal ve Keyifli Bir Yaşam İçin, Ferhat Bayram ve Dayatmalarda Kayboluş)
Kurallar bu kadar basit….
30 Mayıs 2013 saat 23:59′a kadar adaylarınızı önerebilirsiniz….
2 Haziran 2013 günü Blog Starlarımız belli olacak….:)

Blog Star seçmeleriyle ilgili detaylı bilgi için tık tık

Blog Star Kategorileri ve Aday gösterilen Bloglar için tık tık

Siz de beni Blog Star 2013'te destekleyip oy kullanabilirsiniz.
Bunun için yapmanız gereken hangi kategoride başarılı olduğumu düşünüyorsanız o kategori için bana birkaç dakikanızı ayırıp oy kullanmak.

Şu ana kadar
Blog Star
BBM Blog Star
En İlginç Blog
En Duygusal Blog
En Güvenilir Blog
En Başarılı Reklam-Çekiliş Blogu
En Okunası Blog 
ve
En Eğlendiren Blog
kategorisinde aday gösterildim.
Geriye ne kaldı ki? :P

Beni tüm kategorilerde aday gösterebilirsiniz, biri olmazsa belki diğerinde şans benden yana olur.

Oy vermek için tık tık 

Haydin bakalım pamuk eller barnaklara baylar bayanlar!! :)

05 Mayıs 2013

Bazen olur öyle...

Eve az önce geldim.
Aylardır toz almak dışında dokunmadığım televizyonu açmak için kumandayı aldım elime, baktım çalışmıyor.
Birkaç kez dizime vurdum ama çalışmadı, pilleri bitmiş olmalı.
Dizim acıdığıyla kaldı anasını satiyim.
Yeni bir takım pil alana kadar işimi görsün diye DVD'nin kumandasındakileri arakladım.
Televizyonla işim olmadığı ne kadar belli, hep aynı kanallar çıktı karşıma.
Rastgele açtım bir tanesini mutfağa geçtim.
Maksat tıngırtı olsun işte.

Cumartesi akşamı en yakın arkadaşlarımdan Bige nişanlandı, ben evde kalmış kız statümü korumaya tam gaz devam...
Bu nişandan sebep duygularım birbirine girdi yine.

Kendime kremasız bir kahve yapıp yeniden salona geçtim. 
Ne zaman bunalsam, ne zaman şu koca dünyada kendimi koyacak bir yer bulamasam,
hayatı sorgulamayı bırakıp hep yaptığım şeyleri yapmaya karar verdim: "temizlik ve ütü".

Geçen gün ayran dökmüştüm koltuğa. 
Sildikten sonra pike örtmüştüm koltuğun üzerine, "lan daha taksitleri bitmedi" diye iç geçirerek. 
Az önce siktir et kızım Selo, seninle mi yaşayacak, eskisin amına koyim dedim, pikeyi kaldırdım.
Evet böyle daha iyi.

Ütü kireç bağlamış sanırım, buhar çıkarmıyor.
"Kaynamış su kullan" diye tembihlemişti annem, bok kafalı ben dinlemedim tabii.

Sepette elime ne geçtiyse -nevresim, havlu, tişört, gömlek ve hatta atlet, külot- ayırt etmeden ütüledim. 
Buharla birlikte içimi saran sıkıntımın da yok olup gitmesini umarak.

O kadar yoruldum ki bu gönül işlerinden
Koca bir aptal olarak aşkı tercih ettiğim huzurum yitip giderken avuçlarımdan,
mutlu olmaya dair son umutlarımı da yitirdiğimi
ve ilişkilerin bana göre şeyler olmadığını fark ettim,
Hıçkırıklarım tavana ve gözyaşlarım ütülediğim eşyalara karışırken.

Merak etmeyin ben iyiyim,
sadece biraz dertleşmek istedim.

30 Nisan 2013

Mavi Saç Hayaldi, Gerçek Oldu.

Lisede "Mavi Saçlı Kız" kitabını okuduğumdan beri hayalimdi saçlarımı maviye boyatmak.
O dönem bizim okul yönetimi balyaja bile izin vermiyorken mavi saçla okula gitmek sıkardı tabii biraz.
Geçenlerde bir gün durup dururken;
"Yarın bi gün evlenip çocuğa karıştığında yapamayabilirsin, gençsin, güzelsin, cesursun! Bi daha mı 29 yaşında olucaksın? yaptır gitsin kızım Selo" dedim kendi kendime.
Ve iş çıkışı soluğu kuaförde aldım. 
Kuaförüme "saçımda birkaç tutam turkuaz istiyorum" dediğimde gözlerini patlatarak emin misin? diye sordu.
Ona aynada kararlı bir bakış atarak cevabımı verdim.
Beklediğimden daha uzun ve zahmetli süreç saçımın oryalle açılmasıyla başladı.
Yıkama setinde 1 saatten fazla bekleyip boyun fıtığı olma riskine ve
ya istediğim gibi olmazsa? endişesine rağmen sonuç tam da istediğim gibi oldu.

Yeni saçlarımı beğenenler de oldu, "mavi de saç mı olurmuş, manyağın tekisin" diyenler de.
Kimse beğenmek zorunda değil,
Benim de kimin ne dediği umrumda değil.
Tam da Huysuz Ayı'nın dediği gibi;
Ben yıllardır yapmak istediğim bir hayali gerçekleştirdim.
Ve turkuaz saçlı yeni halimi çok sevdim.


25 Nisan 2013

Tarihimde bugün.

Bugün; 25 Nisan 2013.
Yeni hayatımın ilk gününün,
kızlık soyadıma geri dönüşümün 6.yıl dönümü.
Ve bir çok insanın cesaret edip yapamadığını yapışımın.
Ve yürümeyecek bir şeyi yürütmeye zorlamayışımın.

6 yıl önce bugün başım dimdik yukarda iken
içimde bir köşede dizlerine kapanarak ağlayan ruhum da dimdik ayakta şimdi.
Yaşadığım acıları sindirdim, yaralarımı iyileştirdim.
Çıkmaza girmiş bir yolun geri dönüşünü tek başına tamamladım,
kalabalıklara yeniden karışabilmek, yeniden "ben" olabilmek için.
Kolay olmadı tabii. Çok zor bile oldu hatta.
Yastığa kapanıp hıçkırıklara boğulduğum gecelerim de oldu,
itilip kakılmadan uyandığım için huzur ve güven dolu sabahlarım da.

Bugün; 25 Nisan 2013.
Yaşadıklarımı tecrübe olarak bir kenara koydum.
Unutmuyorum, ama mümkün oldukça hatırlamıyorum da.

Ben artık mutluyum, umutluyum,
Seviyorum, seviliyorum.
Cesurum.
Ve güçlüyüm, çok güçlü.

Duvar Kağıdı Yaptım

Gün geçmiyor ki bir işe daha el atıp hakkını vermeyeyim. Allah beni nazarlardan saklasın. Yine elde olan bir şeyi değerlendirip harika bir iş çıkardım. Yihihuu! Sıkı takipçilerim bilir üst kattaki evde banyodan su sızıp kabaran duvarımı duvar kağıdıyla kaplamıştım. Hem hoş bir hava katmıştı salonuma, hem de rutubet alıp kabaran duvarın dökülüp yerleri kirletmesinden kurtulmuştum. O projede ikinci rulodan çok az bir parça kullanmıştım ve o kalan rulo aylardır kolilerden birinde belki bir yere kullanılır düşüncesiyle saklanıyordu. Cumartesi günü üzerime basan ağırlıktan annemin döktüğü kurşunlarla bir nebze kurtulmuş olmanın etkisiyle kolları sıvadım ve TV ünitemin durduğu duvarı duvar kağıdıyla kapladım. Duvar kağıdını yettirebilmek ve tuğla desenlerini denk getirmek için epey uğraştım ama sanırım değdi. Ben çok beğendim. Bakalım siz beğenecek misiniz?

Fotonun büyük halini görmek için tıklayın.

24 Nisan 2013

Yurdum insanından manzaralarla dünün özeti

Her resmi tatilde, bir umut "acaba tatil olur mu?" diyoruz ama İK departmanından gelen maillerde hep aynı cevabı alıyoruz  "çalışma var"

Dün herkes kıçını yayıp tatil yaparken biz çalıştık. Moralman pek bi çöküntüdeydik tabii. Nakliyeciler çalışmıyor, gümrük çalışmıyor, Serbest Bölge Müdürlüğü çalışmıyor, kimse çalışmıyor lan! Simitçiler bile yoktu siz düşünün. Hava güzel olunca resmi tatilde çalışmak duble koyuyor insana.

Dün iş çıkışı, doğum izninde olan ve 28 gün önce ikinci kızçesini doğuran Mükü'ye ziyarete gittim. Önceki akşam bebeğe hediye almak için girdiğim bebek mağazalarında kabaran çocuk yapmak isteğim, dün akşam boyunca kesilmeyen bebek zırıltısıyla geçici olarak servis dışı oldu.

Mükü'den dönüşte dolmuş minibüsüne bindim. Minibüs, çiftli koltukları tek başına zaptetmiş beyfendilerle doluydu. Ücreti ödedim, şöyle bir bakındım biri müsade eder de otururmuyum diye, yok anacım yok hepsi yayılmış oturuyor, kimi koridorda, kimi cam kenarında, hele en arkadaki, 4'lü koltuğu güzelce ortalamış. Sanırsın herif evinde 106 ekran plazmasının karşısında keyif yapıyor amk. Kimsede bir hareket, bir toparlanma olmayınca "bayan buyur gel otur gibisinden" bu öküzlerin yanına oturmaktansa ayakta giderim dedim kendi kendime ve işi inada bindirdim. Şoför ağbimiz birkaç kez arkaya doğru Tatar Ramazan bakışı attıysa da çabaları boşa gitti ve dayanamayıp konuya parmak bastı: "Beyler bir müsade etseniz de bayan otursa, illa söylemek mi gerek!". O dakikaya kadar yanında 1.76'lık, Türkiye standardının üzerinde ve neredeyse minibüsün tavanına değecek boyumla dikildiğim herif, "aa buyrun hanfendi ben yer var diye müsade etmemiştim" deyip sözümona düşünceli ve kibar yurdum erkeği imajını çizdi. Lan Allahın malı yer olsa otururum dimi, dakikalardır tepende dikilip fantazi mi yapıyorum sanıyorsun! Neyse ses etmedim, oturdum. Tam erkek milletine olan sinirim yatışmak üzereydi ki bu kez arka koltuktaki koskoca adam olmuş ama insan olamamış amcanın iki kez geyirip minibüsün içine sarımsak kokusu salgılamasıyla sarsıldım ve istemdışı tepki vererek öğürdüm. Hem suçlu hem güçlü insan tipi amcam "ayy bu da pek kibar çıktı, geyirdik alt tarafı insani bir şey bu, rahatsız olacaksan taksiye bin" demez mi! O an o kadar müsaittim ki salon kadını çizgimden çıkmaya ama içimden sabır çekmeye devam ettim. Şoför ağbim "oha be, abi oha be" deyip insanlık adına gereken tepkiyi esnaf imajını çizmeden verdi. Birkaç dakika o ekşi sarımsak kokusuyla yolculuk ettik ve sanırım sonra bünyem bağışıklık kazandı, öğürmeyi kestim.

Minibüsten indim, taksi dolmuş beklemek için. Bursa'nın meşhurdur kısa mesafe taksi dolmuşları. Bilmeyenleri şaşırtan bir ulaşım aracı bu. Bildiğiniz taksinin dolmuş olmuş hali. Maksimum 4 yolcu alıyor ve oturmak garanti. Ayakta gitmiyorsun ve taciz edilip tartaklanma riskin yok. Neyse baktım benim mahallenin dolmuşu geliyor el ettim durdu. Şöför mahali doluydu. Geçtim arkaya sola yanaşarak oturdum. Bi 15-20 mt sonra birayı fıçıyı dikip içtiğinden şüphe ettiğim orta yaşlı bir ağbimiz bindi. Buraya kadar her şey normal. Dolmuş bi 40-50 mt daha gitti gitmedi çam yarması bir delikanlı işaret etti bu kez ve yolun sağında bekliyor olmasına rağmen ısrarla soldan binmek çabasında! Ben hiç istifimi bile bozmadan herifin binmek üzere açtığı kapıyı çekip beyfendi sağdan bineceksiniz, ortada oturamam hiç kusura bakmayın diye çemkirdim. O an şoförle dikiz aynasından gözgöze geldik ve adam bana haklısın kızım der gibi tebessüm etti. İçimden Allah'ım sağ salim varayım evime bir vukuat yaşamadan başka bir şey istemiyorum dedim araca sağ taraftan dahil olan herifin bizi sıkıştırmasını unutarak. Dolmuştan iner inmez ev sahibi gezmelerde olduğu için içeri giremeyen anneme doğru koşmaya başladım bir Filiz Akın, bir Hülya Koçyiğit edasında. Bunca olaydan sonra nasıl bir hal almışsa suratım "bir şey mi oldu? bir tuhaf görünüyorsun" dedi, "yo yorgunum ondandır hadi girelim" dedim. Girdik eve ve başladık bu akşam İzmir'den 10 günlüğüne bana kalmaya gelecek misafirimiz Bahar için yemek yapmaya. Saat kaçtı bittiğinde hatırlamıyorum. Yatağa yattığım gibi uyumuş olmalıyım. Gece rüyamda sarımsak kokusu, geyiren koca göbekli adamlar ve fıçı fıçı bira gördüm. Allahım sen aklıma mukayet ol, amin.

23 Nisan 2013

Kolaysa gel sen ver.

Yeni diyet listesine pek alışamayan bünyem sayesinde bugünlerde
Patronum 5 kg daha verirsem bana Galaxy SIII alacak.
Herkes diyor ki "aman ne var 5 kg vermeye".
Kolaysa gel sen ver amk.

Yediğim, içtiğim her şey ot.
Ot derken esrar mesrar değil allam yareppim
Marul, maydonoz, nane, roka falan yanee!
Bitkisel hayattayım resmen.

Özlediğim çok şey var.
Mesela;
Ama bunca cefanın sonunda;
Ay vil be mor
ve sevgilim beni böyle sırtında taşıyabilecek
çünkü zayıf biri olacağım :P
Cumartesi günü kontrol var yine.
Bakalım son 3 haftada ne bok yemişim, bekleyelim görelim.

Hoopp birader baksana bi'!

Bu blogdaki tüm yazılar ve bazı görseller (alıntı olanların URLsi belirtilerek) supercellma tarafından eklenmiştir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. maddesi gereğince kopyalamak, ticari amaçla kullanmak, yazar ismi belirtilmeden alıntı yapmak ve link vermeden kullanmak dahi suçtur. Aksini iddia eden varsa yolarım. Her türlü pisliği de yaparım. Hee akıllı olun canımı yiyin. Emek hırsızlığına karşı destek ve Emeğe Saygı lan. Dirsek çürütüyoruz burda...!!

 

supercellma Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review

back to top