30 Ekim 2012

Karmankarışıklaşmaktayım :/

Hayatı şimdilerde kedinin karıştırdığı yumak gibi karmakarışık durumda olan Supercellmadan Selamlar Blog

Nereden başlasam nasıl anlatsam bilmiyorum. Yoğunluk denen şey bana dadanmış ve hayatım boka sarmış durumda. Blogumu yeni açmaya başladığım zamanlarda yazacak bir şey bulamazken şimdilerde yazı yazmaya vakit bulamaz oldum. Cidden çok yoğunum, öyle böyle değil. Yani oradan bakınca görünen bir iş, oluş, hareket olmayabilir ama kafa tasımda günlerdir fazla mesai ve hummalı bir çalışma var. Ben de bıktım vakitsizlikten, yoğunluktan, yetişememekten, yorgunluktan şikayet etmekten ama durum bu.

Aklıma bir şeyler geliyor o an yazarsam yazıyorum, yazmazsam uçup gidiyor sonra hatırla hatırlayabilirsen. Böyle şunu yaptım, bunu ettim, şunu aldım, bunu yedim gibi günlük tarzı ya da check-in yapar gibi yazmaktan çok memnun değilim fekat yapabileceğim bir şey de yok bu aralar. Hayat kendi yoğunluğunda akıp giderken ben tabiki sadece çalışıp insani ihtiyaçlarımı gidermiyorum. Duygu patlaması yaşadığım olaylar, özlemlerim, heyecanlarım, meraklarım, gezip gördüklerim, kızdıklarım, sevindiklerim elbette var ama onları kaleme alacak bir Supercellma yok ya da geçici olarak servis dışı.

İş hayatında günü kurtarıyor işi yürütüyoruz. Akşam nasıl 18:00 oluyor saat anlayabilene aşk olsun. İşleyen demir pas tutmaz demiş atalarımız biz olayı abarttık fazla mesai yapıyoruz ışıl ışıl parlayacağız. Bir hafta on gündür neden kaynaklandığını bilmediğim bir boyun ağrısı var gün geçtikçe şiddetlenen. Hatta şu an sağa sola dönemez durumdayım, sağ tarafım komple tutuldu. Bayram üstü halı yıkama makinasıyla çekyatı saatlerce yıkamamdan da olabilir, gece yarılarına kadar ekran başında hön hön çalışmaktan da, hava değişikliklerine bağlı üşütmekten de. Doruk Tıp Merkezi'nin Fizik Tedavi bölümünden randevu aldım. Birkaç iyi Fizikçi önerdiler ama randevu tarihleri en erken bir hafta sonrasına. Anlamadım ki memleketteki herkesin mi boynu tutuk, herkesin mi beli, kıçı, bir yerleri ağrıyor arkadaş bu ne yoğunluk! Umarım geçici ve önemsiz bir tutulmadır sadece zira şu sıralar hiç rapor alıp dinlenmek gibi bir lüksüm yok.

Sabahları işe gelirken ben,


Bugünlerde iş yerinde ben...

Eve gidince tek yapabildiğim

Özel hayatımda tık yok. Zafer hikayesini Asmalı Konak'ın sonu gibi saçma bir şekilde sonlandırdıktan sonra tanımaya çalıştığım bir insan oldu. O da bir sonraki levele geçemeden tanımaya çalışma aşamasında bitti. Oha bu ne hız lan? demeyin. Aslında Zafer tam olarak hayatımda bile değildi ama ben ne olursa olsun o varken başka biriyle tanışamam deyip hep gelen teklifleri erteliyordum, belki de kendi kendime kısmetimi kapatıyordum, aptallığıma doymayayım. Bir de önceki gün bir arkadaşım söyledi beni tanımak isteyen bir arkadaşı varmış. Böyle birileri de çıkıyor arada. Benim çok şükür hâlâ potansiyelim var ama işe yaramıyor. Döllenemeyen yumurta gibi içimde patlıyor, sonra da bitip gidiyor. Ben o kadar yorulmuşum, hevesim o kadar kırılmış ki bu gönül işlerinden bir gün kader "al kızım bu doğru adam, buna güvenebilirsin, bunu sevebilirsin" derse sanırım iş işten geçmiş, ben o taraklardan bezimi çekmiş olacağım.

Artık kimseyi sevmek istemiyorum.


Bu aralar ne kitap okuyabiliyorum, ne blog takip edebiliyorum, ne film izliyorum, ne de hobilerimle ilgileniyorum. Rüzgar nereye savurursa o tarafa gidiyorum. Her şeye isteksizim. Plan yapmıyorum, Vodafone gibi anı yaşıyorum.

Bayramda Kapadokya'daydık. Bol bol gezdim, inceledim, tattım, dokundum, fotoğraf çektim. Hayatımda geçirdiğim en güzel bayram tatiliydi. Defalarca niyetine girip ertelediğim Kapadokya gezimi gerçekleştirdim sonunda. Yazısını ne zaman yazarım, bakmaya doyamadığım o güzellikleri sizlerle ne zaman paylaşabilirim bilemiyorum ama ilk fırsatta yazacağım söz. Bu arada banane ki yazsan nee yazmasan nee diyorsan sayın okuyucu üzerine alınmayasın bu açıklama sana değil yazılarımı özleyen, mail yazan, tweet atan, arayıp soran okuyucularıma.

Offf şimdi bol limonlu pırasa yemeği olsa da yesem.

Bumerang Ödüllerinde Desteğinizi Bekliyorum!

Selam millet!
Blogum Bumerang ödüllerinde "En Tarz Blog" kategorisinde aday.
Destek olmak isteyenler birkaç dakikasını ayırıp aşağıdaki linke tıklayarak oylama yapabilirler. 
Şimdiden teşekkürler herkese!


Bumerang Ödülleri Oy Ver!

25 Ekim 2012

İyi Bayramlar hadi bana güle güle :)

Sen bu satırları okurken ben çook uzaklara Kapadokya'ya doğru yola çıkmış olacağım sayın okuyucu. Yalnız yaşamama rağmen her bayramı arefe akşamından tut bayramın son gününe kadar ailemle geçiren biriydim. Fekat bu bayram geleneği bozdum. 28 yıllık hayatımda ilk kez bir bayramı evde gelen misafirlerin elini öpüp alnıma götürerek, şeker, çikolata, kahve, çay, tatlı, kavurma ve türevlerini ikram ederek, zorla sevimli bir ev kızı gibi davranarak değil, şehir dışında gel keyfim geel tatil yaparak, gezerek, tozarak, eğlenerek geçiriciğim nasipse.

Kurban bayramlarını bahçe, cadde ve sokaklarda yükselen kurbanlık kokularından, neredeyse her öptüğüm büyüğün elini, buzdolaplarını, mutfakları bir de yetmiyormuş gibi evin her yanını saran et kokusundan ötürü pek sevmem Allah günah yazmasın. Yani ben vejetaryen falan değilim. Kırmızı eti de yılın 365 gün 6 saati yesem bıkmam. Ama nedir o öyle bayramlardaki insanın içini bayan buram buram et kokusu yaaaee!

Nerede o eski bayramlar diye boşuna mı diyoruz. Herkes bayram harçlığı veriyordu bir kere. Şimdiyse üçün birini alıyoruz. Annem babam bırakın bayram harçlığı vermeyi utanmasalar elimi öpüp bayram harçlığı isteyecekler. Neymiş efendim benim maaşın hepsininkinden yüksekmiş. Peehh! Oysa anne-babanın verdiği üç kuruş bile ne kadar tatlı, ne kadar bereketli oluyor. Sonra her bayram çarşının yolunu tutardık bir hevesle bayramlık almak için. Tepeden tırnağa yepyeni kıyafetlerle dönerdik eve elimiz kolumuz dolu. Çoğu zaman ekonomik yetersizlik nedeniyle kurbanlık alamazdık, özenirdik. Amcamların ya da komşuların kurbanlarına saman verir severdik. Çocukluk işte. Şimdi her şeyi alabilme şansına sahibiz ama o eski heves, heyecan yok.

Neyse daha fazla duygusala bağlamadan valizi kapatayım ben. Pinto'nun suyu ve yemi tamam. Kombi kapatıldı. Balkon kapısı kilitlendi. Camlar kapatıldı. Heh yolculuğa hazırım. 
Bana iyi yolculuklar, bol fotoğraf, gezi notu, dinlenmiş, eğlenmiş ve öğrenmiş bir Supercellma olarak karşınızda olmak dileğiylen, iyi bayramlar, büyüklerin ellerinden, yaşıtlarımın yanaklarından, küççüklerinde adettendir gözlerinden öper hepinize sevdiklerinizle gönlünüzce geçireceğiniz nice bayramlar dilerim. Bayramınız mübarek, dualarınız, kurbanlarınız ve ibadetleriniz kabul olsun sayın okuyucu.

Ciao!

23 Ekim 2012

Biri benim yerime işeyebilir mi please?

Az yiyip maaşla kendi yerine işeyecek birini tutmayı düşünen Supercellmadan Selamlar Blog

Gündüzleri hah şu dosyayı bitireyim de çişe gideyim diyorum. Tam işi bitirip gidecekken yeni bir ithalat/ihracat dosyası masamdaki yerini alıveriyor. Sonra bakıyorum kızlardan biri gidiyor wcye. Hadi o çıksın da sonra gideyim diyorum, farkında olmadan tekrar işe dalıyorum. Ve bu dosya / wcye giden hatunları takip etme / wc nin boş anını kollama döngüsü içinde bi bakıyorum çişim geri kaçmış. Günlerim böyle geçiyor. Akşam işten çıkıp evime geldiğimde hep de aynı noktada daire kapımın önünde anahtarla kapıyı açmaya çalışırken altıma yapacak kadar sıkışıyorum. Bi gün tutamayıp şarr diye salıvericem merdivenlere o olacak!

Ee ben bu yoğunlukta wcye bile gidemezken bloggera girip nasıl post yazayım/okuyayım dimi sayın okuyucu? Gündüzler böyle kendini tekrarlarken akşamları da kıç kadar netbook ekranından 35 sütunlu, milyon satırlı rapor hazırlamak gibi fantezilerim var şimdilerde. Gözlerim Bella'nın wampire dönüştükten sonraki gözleri gibi oldu. Göz kapaklarım sanki arpacık çıkacakmış gibi batıyor sürekli. Hadi göz altlarıma kapatıcı falan sürüp şişlikleri, karartıları kamufle ediyorum da gözümün içinde pörtlek pörtlek olmuş kılcal damarları ne kamufle edecek? Bildiğin uykuya hasretim.

Diceğim o ki buraları ihmal ettiğimi düşünmeyin. Birikmiş bi dünya draftım, yazılmayı bekleyen mimlerim, laf sokmam ve sataşmam gereken insanlar var. Ama vaktim yok. Bayram tatilinde de Kapadokya'ya gidiyoruz şayet bir bokluk çıkmazsa. Bu tempoda gidersem onun postunu da ilkbaharda falan ancak yazarım gibi. Ama ne tuhaftır ki ben bu başımdan aşmış yoğunlukta pek bi huzurluyum.

Yani maymun gibiyim, wampir gibiyim, pert gibiyim, hatta sidikli gibiyim ama huzurluyum hamd olsun. Ee daha n'olsun?

22 Ekim 2012

Sade ve Derin'in Gözünden Ben

Blog notları ve izlenesi bloglar yazıları yazan Sade ve Derin bakın beni nasıl yorumlamış:
SUPERCELLMA
İpekböceği gibi klasik anlamda blogçu olarak görüyorum onu. Blog tutmak onun yaptığı gibi birşey işte. Kişisel tarih, günlük kıvamında yazıyor. Çok açık, dobra, dümdüz. Duygularını, ilişkilerini, özel yaşamını, iş yaşamını, yaşadığı herşeyi yazıyor. Bazen deli dolu bazen çok hüzünlü. Yani çok normal bir kız o işte. Aramızdaki en iyilerden ve blog sosyalliği de çok gelişmiş.
http://supercellma.blogspot.com/

Bu haftaki tüm izlenesi blog önerileri için:
http://sadevederin.blogspot.com/2012/10/blog-notlari-ve-izlenesi-bloglar.html

Sade ve Derin'e dair her şey için:
http://sadevederin.blogspot.com

Herkes bir şeyler söylüyor blogumla ilgili ama senin yorumunun objektik ve samimi olduğunu biliyorum.
Teşekkürler Deep!

Çocukluk Özlemim Pijama ve Nevresim Takımları

18 yaşına kadar gece problemi yaşayan biri olarak ne doğru düzgün bir pijamam oldu, ne de bir nevresim takımım. Olsa n'olacak? Gecenin bir vaktinde tatsız bir şekilde ayrılırdık en sevdiğim pijamamla ya da nevresimimle. Ablamlardan kalan pijamalarla büyüdüm, bir de yastığı, çarşafı, yorgan kılıfı tekir bekir nevresimlerle. Çarşafımın altına muşamba yayılırdı. Ne sinir hışır hışır bir ses çıkarırdı uyku arası sağımdan soluma dönerken. Kardeşlerime çok kadar özenirdim, yattıkları şekilde kalkmalarına, ahh ahh!

Çocukluğum rahatsızlığım nedeniyle altı yaşımdan beri antidepresan içmekle geçti. Benle birlikte dozları da büyüyen. Psikiyatrinin konusuymuş gece problemleri. Hangi doktora gitsek psikolojik dediler. O zamanlar depresyondu, antidepresandı şimdiki kadar popüler değildi tabii. Ben her ay eczaneye gidip yeni bir kutu Tofranil hap istediğimde eczacıların benim geceleri altını ıslatan bir çocuk olduğumu anlayacaklarını düşünüp utanır, ağlardım. Annem alırdı.

Annem doktor, hoca ne duyduysa götürdü beni, ne duyduysa denedi. Bazen acı acı sular içtim, bazen zehir gibi macunlar yedim. Lakin ne denediysek olmadı, iyileşemedim. Ömrüm boyunca iyileşemeyeceğimi, bu hastalık yüzünden hiç evlenemeyeceğimi düşünür geceleri sessizce ağlardım. O hapları yıllarca içtim. Taa ki 18 yaşıma kadar. İyi geldiği zamanlar da oldu, hiç bir etki etmediği zamanlarda. Ve o kabus hastalık bel kemiğimin 18 yaşımda kendiliğinden kapanmasıyla siktir olup gitti ama ben okul gezilerine ve yatıya misafirliğe gidemeden büyüdüm. İçimde yaradır.

İlkokul birinci sınıfın ara karnesinde kiracımız Saniye Abla İstanbul'dan fuşya pembe, elinde papatya sepeti olan kız baskılı bir pijama takımı almıştı bana. Yatana kadar giyerdim ama yatmadan önce çıkarırdım, eskimesin diye. Çocukluk işte. Şimdiki aklım olsa hep giyerdim, hastalığıma rağmen, eskiyeceğini bile bile. O yüzdendir ki bu pijamanın ve bu nevresim takımlarının benim için değeri paha biçilemez. Onlara özlem duyarak büyüdüğüm çocukluğuma ithaf ediyorum.

Artık çok güzel pijamalarım da var nevresimlerim de. Ama ben hayalleri olan o küçük kız çocuğu değilim, büyüdüm.

Hepinize tatlı rüyalar!

U.S. POLO ASSN Nevresim & Bornoz

Geçen hafta şu yazımda yorgan ve nevresim takımı aldığımdan bahsetmiştim, bir de bornoz. Şımga mağazasından taksitle aldım. Pek taksit seven biri değilim ama parayı da bağlamak istemedim. Nevresimler yorgan hediyeliydi, o yüzden çok cazip geldi. U.S. Polo'dan kıyafet alışverişi yapıyorum devamlı. Ancak ev tekstili ürünlerini daha önce hiç denememiştim. Ama memnun kaldığımı söyleyebilirim. Özellikle yorgan hafifçecik, üzerimde hiç bir şey yokmuş gibi. Elyaf ama terletmiyor. Çok fazla desen alternatifi vardı ama ben öyle dallı güllü şeyleri pek sevmediğimden bu spor modelleri beğendim. Kırmızı, beyaz ve lacivert kombinini çok severim. İkisini de aynı renklerde ama desenleri değişik.

Tek kişilik nevresim tek kişilik yorgan hediyesiyle birlikte 119,90 TL
Geçen hafta bunu kullandım.

Bu hafta da bunu.

Nevresimleri aldık hesap işlemleri için üst kata çıktığımızda bornozları gördüm, bir de bornoz aldım. Uzun zamandır ihtiyacım vardı, öyle ki bornozum yoktu. İki çeşit vardı, biri dizlerden aşağı inen uzun, bir de dizlerde kısa. Ben kısa olanı seçtim. Omuzlardan tam oturdu gövde ve kolları da tam, ancak popom biraz büyük mü geldi nedir önü öyle üst üste binip tam kapanmıyor. Aman nasılsa tek başımayım biraz frikik versem de zararı yok dedim, değiştirmedim :)

Bornoz 55 TL

Ben hepsini çok beğenerek aldım, severek kullanıyorum. Allah daha iyi günlerde kullanmayı nasip etsin.
Bunların taksitlerini bitireyim çekmeceli dolap alacağım ihihiih :)

18 Ekim 2012

İnsan kaynaklarından gelen mailde

Arefe günü çalışma olmadığını görünce





İki bayram arefesinin telafi çalışmasının bu Cumartesi yapılacağını öğrenince

Eczanemizde.com Hediyelerim Geldi

Son günlerde çekilişler, hediyeler ve sürprizler konusunda şansı yaver giden Supercellmadan Selamlar Blog

Aman deyip dilimi ısırayım.

Sevgili Pembe Ruj'un Eczanemizde.com aracılığıyla yaptığı hediye çekilişinden Bioderma Atoderm Lip Stick kazanan şanslı kişi ben oldum. Yihihuuu! Hediye paketim dün geldi. Ben bir tane beklerken bir alana bir bedava kampanyasıyla iki lip stick geldi. İyi de geldi hani. Önümüz kış. Dudak koruyucularımı stoklamış oldum. Eczanemizde.com lip sticklerin yanında Sebamed'in Hand & Nail Balm deneme boyunu ve Vichy'nin iki testerını göndermiş. Pembe Ruj'a ve Eczanemizde.com'a çok teşekkürler. Son günlerde yüzüme gülen şansıma da tabii :)


Hoopp birader baksana bi'!

Bu blogdaki tüm yazılar ve bazı görseller (alıntı olanların URLsi belirtilerek) supercellma tarafından eklenmiştir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. maddesi gereğince kopyalamak, ticari amaçla kullanmak, yazar ismi belirtilmeden alıntı yapmak ve link vermeden kullanmak dahi suçtur. Aksini iddia eden varsa yolarım. Her türlü pisliği de yaparım. Hee akıllı olun canımı yiyin. Emek hırsızlığına karşı destek ve Emeğe Saygı lan. Dirsek çürütüyoruz burda...!!

 

supercellma Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review

back to top