16 Ocak 2013

Halley dediğin nedir ki?


Diyetimin 3.günündeyim. 
  • Sabah yeni yıkanmış Mango kotumu yatağa uzanıp, göbeğimi içime çekip nefesimi tutup değil ayakta şak diye çekerek giydim. İşte bu!
  • İki gündür pek keyfim yok. Ama bunu diyete bağlamıyorum. Taşınma telaşesiyle diyete başlamam aynı döneme denk geldiği için olsa gerek. 
  • İki gündür günde en az 3 kez büyük tuvaletime çıkıyor olmanın hafifliğini yaşıyorum. Ne şişkinlik var ne kabızlık. Kuş gibi hafifim yihuuu!
  • Merdiven çıkarken, oturduğum yerden ani kalkışlarda hafif bir baş dönmesi var ama normal.
  • Tansiyonum çal ordan bir 9/8

Mango mağazasında 42 beden bir şey deneyip "ay bu çok büyük yaeee bunun 40'ını alabilir miyim" diyeceğim günleri iple çekiyorum.
Liste, benim cüssemde Allah vergisi bir iriliğe sahip, su içse yarar cinsten biri için gerçekten iddialı bir liste ama "beklenen gün gelecekse çekilen çile kutsaldır" diyor, harfiyyen uyuyorum.

Enee ara öğün Halley zamanı!

Gerçi bir Halley dediğin nedir ki üç ısırıkta bitiyor arkadaş! :(

Bazı günler cenabettir blog

Hani hiçbir şey yapasın yoktur. İş yapar gibi gözükürsün ama bi bok yapmazsın halbuki. Elini hangi işe atsan o iş mırç mırç uzar, uzar bi türlü bitmez. İşte bugün öyle bir gün benim için. Sabahtan beri masamda dosyalanmayı bekleyen bir yığın evrak, yapılması gereken bir sürü rapor var. Ben hangisini bitirdim? İtiraf ediyorum hiç birini. Sıkılınca önümdeki işi bıraktım ötekine geçtim, onu da bıraktım bir sonrakine geçtim. Olmadı, olmadı. Bir ağırlık, bir kasvet bastı ki sorma gitsin.

Geçtiğimiz ay bizim masalar taşındı şirkette. Ben "oohh arkam sıcak masam da sote" diye gerim gerim gerinirken buldum mu kendimi kalorifer peteği olmayan, arkası full cam bir masada. Yeri gelmişken burdan şirketi hangi mimar dizayn etmişse onun anasının, ebesinin kulaklarını da çınlatayım bi. Benim bildiğim hep cam önüne koyulan kalorifer petekleri bizim ofiste nedense hep duvar kenarında. Öyle ki karşı duvarda peteklerden çıkan sıcak hava bizim olduğumuz tarafa gelene kadar oluyor bildiğin "Balkanlardan gelen soğuk hava". Bir de sağ tarafta alt kata bakan balkonumsu bir boşluk var galerimiymiş ne bokmuşsa adı heh işte o yazın klimanın serinliğini, kışın peteğin sıcağını öyle bir piç ediyor ki sorma gitsin. Üstelik bilgisayarımın ekranı cillop gibi arkamdaki aynalı camdan dikizlenebilir durumda. Anlıcağın blog ben pek sevmedim bu yeni masayı. Ama sote olmamasıyla yeminle ilgisi yok. Hoş sote olsa ne olmasa ne? Gün içinde girip ne blog yazmaya vaktim, ne de Markafoni'den Trendyol'dan alışveriş yapacak limitim yok. Allahtan stor perdelerimiz var ve biraz da olsa kesiyor soğuğu. Yoksa benim storu kapatmamın bilgisayarda naptığımın nettiğimin görülmemesi düşüncesiyle ne ilgisi olabilir! Tamamen soğuk gelmesin diye valla billa. Bana inanmıyorsanız yan masamdaki teknik ressam arkadaşa sorun.

Şu an öyle bir durumdayım ki utanmasam lisede Türkiye Coğrafyası derslerinde uyuduğum gibi masaya gömülüp uyuyacam. Utanmasam değil de bi tarafım yerse demem lazımdı burda. İnternette dolaşırken şunu gördüm sesli güldüm resmen. Bu nedir allah aşkına ya? Okulda ve iş yerinde rahatça uyuklamak isteyenler için göz bandı. Aklını seveyim insanoğlu!

Neyse en iyisi ben gideyim bi zıçayım. Önceden en çok çalışan organım beynimdi, diyete girdim gireliyse bağırsaklarım.

15 Ocak 2013

Penti peluş patik

Küçükken örme patiklerimiz vardı bizim. 
Rengarenk, desen desen.
Bacıklı, ponponlu...
Yörük komşumuz Hanım Teyze yaşlılığına rağmen örer, üç kuruş ekmek parası için satardı. 
Allah rahmet eylesin.
Artık örme şeyler bitmeye yüz tuttu, yerini fabrikasyon ürünlere bıraktı.
Pentisever biri olarak geçtiğimiz günlerde yılbaşı temalı bu patikleri kapıp çorap koleksiyonuma ekledim. Kenarları örgü biyeli olduğu için başlarda biraz sıktı gibi ama birkaç giyişte açıldı. 
Tabanlarında kayma önleyici yuvarlak lastikler var. 
Bu patikler sayesinde gece geç, sabah erken saatlerde evde dolaşırken alt komşularıma takırtı yapmamış oluyorum.
Böyle de düşünceli biriyimdir kahretsin! :)

14 Ocak 2013

Yeni bir ev, yeni bir ben

Bugünlerde pek bi telaşeler içindeyim blog. Hani bazen o nalet terslikler hep üst üste gelir ya, bu aralar benim için güzel şeyler üst üste geliyor. Bence de bu işte bir terslik var gibi ama neyse. Geçen hafta ani bir şekilde aldığım evden taşınma kararımı hafta sonu hayata geçirdim ve evimin neredeyse %70'i taşıdık bile. Aynı apartman içinde başka daireye taşınma işi ne kolaymış lan. Zaten her şeyi yeni döşenmiş tüm dairenin temizliği Cumartesi 3-4 saatte bitti. Dün de taşıdık, yerleştirdik. Geri kalan kısmı da kadın başımıza halledemediğimiz işler. Gardırobumun sökülüp tekrar kurulması, buzdolabının ve yürüyüş bandının taşınması gibi. O değilde koca sülalemde ve çevremde bir gardırobu söküp tekrar monte edecek bir tek erkek kişisinin çıkmaması ne komik değil mi? Sevgili evren duy sesimi pliz. Yoksa alıcam şarjlı matkabı kendim söküp kurucam amk. Tam borçlarım bitti derken yine borca gireceğim aktivitelerim de olacak. Örneğin yeni evim için köşe koltuk, çamaşır makinası ve setüstü ocak almam gerek. Çünkü benim oturduğum daire eşyalıydı, ama bu değil. Allahtan eşyaların bir kısmı bana aitti de onlardan yırttım. Her şey yolunda giderse önümüzdeki 10 gün içinde yeni dairemde yaşamaya başlamış olurum büyük ihtimalle.

Cumartesi günü 1,5 aydır randevusunu beklediğim diyetisyen Gülcan Karpuz'a gittim. Bugün itibariyle diyetteyim. Makinaya çıkınca büyük bir şok yaşadımsa da kısa sürede geçti. Diyetisyen bile kilonu hiç göstermiyorsun dedi ama bu yine de benim 95,4 kg olduğum gerçeğini değiştirmez. Allahtan boyum var tesellisi bi basküle çıkınca fayda etmiyor bir de beğendiğin kıyafeti denemek için girdiğin soyunma kabininde. Bir dünya tahlil istedi kadın. Değerlerim çok iyi çıktı. Sabahtan beri 6 öğün yedim. Ne yediğime gelince sap, saman ve otumsu şeyler. Şimdilik bitkisel hayat riskim yok, elim ayağım tutuyor, çift görmüyorum ve gaipten sesle duymuyorum, anlayacağınız gayet iyiyim. Hedefimiz Haziran'a kadar 68. Lan o değilde ben 68 kg'a nasıl düşücem? Ben lisede bile 70 kg idim amk :) zıçtın kızım Selo!

Pazar günü direksiyon sınavım vardı. Pedalları kavrayamam diye yeni aldığım botları giymedim, giydiğim düz çizmelerimse sıram gelene kadar topu topu 25 dakika beklememe rağmen donmama sebep oldu. Sınavda 40 yıllık şöfer gibi rahattım, hiç panik olmadım bu yüzden kendi kendime şaşırdım hakkaten. Dün akşamüstü hocayı aradım. Sınavımla ilgili ne düşünüyorsunuz dedim "çok iyi şeyler düşünüyorum, sen hep iyiydin, bugün de öyle. Geçtin geçtin" dedi. Yihuuuu işte bu! Harikasın kızım Selo! Kaç puanla geçtiğimi bilmiyorum ama çok da umurumda değil açıkçası. Başarımı "ilk seferde geçemezsin, ancak ikincide" diyen Genel Müdürümüze armağan ediyor ve 17:00 öğünüm olan peynirli, marullu, maydonozlu, tam buğday ekmeği sandviçimi yemek üzere huzurlarınızdan topukluyorum.


11 Ocak 2013

Yoksa ilişkiler birer çelişki mi?

Beni mutlu etmeyen bir birliktelik, beni mutsuz eden bir yalnızlıktan daha mı iyiydi? 
Bu muydu benim beklediğim şey? 
Bir an durup düşündüm. 
Ben, özlenmek, değer verilmek, önemsenmek, özetle; "sevilmek" dilemiştim. 
Evet bunların hepsi vardı ama eksik olan bir şeyler de vardı, olmaması gerekenler de...
Söylediğim iki laftan birinin yanlış anlaşılması,
daha başlamadan bitirmek üzerine kurulan cümleler,
tahammülsüzlük,
yılgınlık...
"Artık bir ilişki için yorulmaya gücüm yok" dedim, "bence sende ilişki yürütmeye göt yok" dedi.
Oysa en iyi sen biliyorsun blog bir ilişkim olmasını, birinin elini tutup yürümeyi, birine sarılıp uyumayı, özlemeyi, özlenmeyi, sığınmayı, ait olmayı ne kadar istediğimi.
Bilmediği bir şey var, yalnızlık benim tercihim değildi.
Hayat beni mecbur bırakmıştı yalnızlığa.
Ve ben, her karşıma çıkan insanı sevgi sanıp yanılmalarımdan öyle yorulmuştum ki sonsuz bir istekle büyük bir korkunun arasında sıkışıp kalmıştım çaresiz.
Öyle bir duruma gelmiştim ki ne sevgiliyle yapabilir oldum, ne de sevgilisiz.
Ama fedakarlık diye bir şey vardı ve tam da o noktada devreye giriyordu.
"Seversen yaparsın kızım Selo" dedim.
Nerdesin, ne yapıyorsun, kimlesin, kiminlesin haber verirsin.
Erkek arkadaşlarınla mı görüşmeni istemiyor, görüşmezsin.
Gitme mi diyor? gitmezsin.
Yapma mı diyor? yapmazsın.
Kıçını kırar oturursun tabiri caizse.
Hem sen sadık, sevdi mi çok seven bir hatun kişisin
Bu kez, bu kez yap dedim elinden geleni.
Ve hissettim, bu adamı çok sevebileceğimi hissettim.
O yüzdendir ona "çok sevilecek erkek kişisi" deyişlerim.
Gelsin diye benim her gece uyumadan önce, annecimin de her namazından sonra ettiği dualar kabul olmuş olacak ki çok bekletmeden geldi. 
Ama niye günden güne yitti hissetmelerim o ilk gün içimde uçurduğu kelebekleri?
Niye söylediklerim benim kastettiğimin dışında yerler buldu kendine?
Niye benim hiç düşünmeyeceğim şeyler yakıştırıldı davranışlarıma?
Ben, ben ki kaybedeceğini bile bilerek asla yalan söylemeyen, dürüstlük kelimesini hakkını vererek yaşayan ben, niye yalancılıkla suçlandım "ben yapamayacağım, üzgünüm" dediğimde.
Yoksa ilişkiler birer çelişki mi blog? 
Ve ben bunu bilmeden, üstelik hiç de vazgeçmeden yıllar yılı aşk mı diledim Tanrıdan?

mutlumuyduk ki? sade nefes aldık...

08 Ocak 2013

Deprem 6.2 bizim hissettiğimiz 3,5

Ohaa abi bildiğin sallandık ya.

Yaklaşık 1,5 saat kadar önce günün geçmek bilmeyen son iş saatlerini zor bela geçirmeye çalışırken koltuğumla şöyle bi ileri bi geri gittim geldim. Lambalara baktım oha bizim ofiste sallanan lamba yok ki amk hepsi sabit spot. Bir tek ben mi sallanıyorum, hamile de değilim sarhoş da değilim enee noliii? demeye gerek kalmadan anladık ki deprem oluyor.  Herkesin beti benzi atmış, panik havasına çoktan girilmişti bile. Bugün bizim elektrikçi Levent usta bizim kata "Acil Çıkış" uyarı levhası astı en yeşil ışıklısından, en ledlisinden. Deprem olunca oha tatbikatı da gerçek oldu diye büzüştürdük dudaklarımızı. Sabahtan beri soğuk soğuk diye böğrünen, bir türlü ısınamadığından şikayet eden ve gün içinde ara ara eldiven takarak, kaban giyerek çalışan ben soğuğu unuttum, hatta kızıştım bile. Merkezi Saros Körfezi olan 6.2 büyüklüğündeki deprem birçok komşu ille birlikte Gemlik Körfezi'nden de korkutucu derecede hissedildi. Yazın çok sıcak olduğunda büyüklerimizin "ayyy havalarda çok sıcak deprem olmasa bari" dediklerini hatırlayarak kışın soğuğunda ne depremi yaw? diyesim geldi töbe töbe Allahın işine karışır gibi. Allahım inşallah bi daha olmaz yoksa mazallah depremde enkaz altında kalmaktan ölmesek bile soğuktan ölürüz. Şimdi biri gelip masasına otursa masalar sallansa hemen gözlerimizi patlatarak birbirimize bakıyoruz yine mi oldu? korkusuyla. Depremden korkuyorum, bir daha olursa sevdiklerimi görememekten daha çok. Hepinizi çok seviyorum bilin. Böcüğüm seni de çok oyyyy.

English Home Battaniye & Organizer

Mağazasına her gittiğimde "ayy bu da çok güzelmiş", "bundan da almalıyım" deyip içimi geçirdiğim ürünlerle dolu bir yer English Home. Kısmet olup da bir gün evlenirsem kapısını çok aşındıracağım kesin. Bizim geline bir akrabamız doğum hediyesi getirmiş bu geyikli güzel TV battaniyesinden. Görür görmez vuruldum, aynısından mutlaka benim de olmalı dedim ve hemen ertesi gün tuttum en yakın English Home'un yolunu. Hatta o akşam Denizin Yıldızı'yla buluşmuş ve birlikte gitmiştik. Mağaza standlarında göremediğim ürünü kasadaki arkadaşa sorduğumda, bittiğini, hatta sonuncusunu Aysun Hanım diye birine ayırdıklarını, fakatbayan o akşam gelip almazsa bana ayıracaklarını söylediler. Ertesi gün o bağyanın battaniyeyi gelip almadığını ve dolasısiyle bana kaldığını öğrendiğimde:

şeklinde sevinip akşamına da gidip aldım zaten. Deniz de bir alışverişkolik olarak dayanamayıp internetten almış. Artık onunla battaniye kardeşiyiz. 
Benim alışverişim bir tek battaniyeyle kalmadı tabii ki. Uzun zamandır banyo kapısının arkasına bir düzenleyici istiyordum. Ama ben dikiş bilmediğimden, çevremde de tepesine çökeceğim böyle ıncık cıncık şeylerle uğraştıracağım kimsem olmadığı için kalmıştı öyle. Bu aslında bir oto koltuğu organizeri ama ben banyo kapısı organizeri olarak kullanıyorum. Fonksiyonel şeyleri çok severim ben. Ivır zıvır her şeyimi topladı. 
Ben her ikisini de beğenerek aldım ve güle güle kullanıyorum. Bir başka alışveriş postunda görüşmek dileğiylen. Hadi beğenin bakalım cicilerimi :)

07 Ocak 2013

indirimlr.com

Eminim aranızda birçok "online alışveriş" bağımlısı vardır, özellikle de güzellik ve bakım ürünü alışverişinde! Herkesin bildiği Balerin, Mizu, Yeni Çarşım, Markafoni, Trendyol ve daha bir sürü online mağazada bayanlara özel güzellik ve bakım ürünleri sudan ucuza gidiyor. Ama bunca site arasında aradığını bulmak mağaza mağaza gezmekten daha mı kolay? Bence neredeyse harcanan zaman aynı! Ama şimdi yeni keşfettiğim fırsat takip sitesi ile bu işlerin yükünü azaltmak daha kolay! Siz de mutlaka indirimlr.com sitesini bir denemelisiniz. Bu arada tüm alışveriş fırsatlarını bir arada görmekle kalmayıp, bazı mağazalar için sunulan hediye çekleri ve indirim kuponlarını da yakalamanız mümkün! Örneğin Mizu sitesinin portalını incelemek için http://www.indirimlr.com/satici/mizu/ linkine tıklayabilirsiniz.. 

Keyifli alışverişler dilerim!


CM101MMXI FUNDAMENTALS

Dün gece "gülmekten altına işemek" deyimini az kalsın gerçeğe dönüştürecek olan Supercellmadan Selamlar Blog

Gösterileri hep kapalı gişe oynadığı için Anadolu'da bir çok şehirde izlenemeyen espiri makinası Cem Yılmaz, bir ilke imza atarak son gösterisini sinema perdesine taşımış, pek de iyi etmiş.
Dün akşam 21:40 seansına gittik sefgülümle.
Kadın-erkek ilişkilerinden, teknolojide varılan noktaya, yurdum insanından kopartan diyaloglara, hepimizin yaşamından "aynen ya" diyebileceğimiz kesitlerle dolu gösteri yaklaşık 2,30 saat falan sürüyor.
Her dakikasında gülmek istisnasız garanti.
Adam sinema salonunda bile alkış alır mı? Aldı arkadaş.
Gülmek isteyenlere şiddetle tavsiyemdir, yalnız altınıza kaçırma riskine karşı tedbirli gidin benden söylemesi ;)

03 Ocak 2013

Girdik mi laa?

2013'e sandalye tepesinde göbek atarak giren Supercellmadan Selamlar Blog

Bu yıl Arap Şükrü Vira'daydık. Sen de yirmi ben diyeyim yirmi beş kişi. Kimler yoktu ki? İçenler, içtikçe güzelleşenler, öbür masalardan asılanlar, hafiften birbirine yazılanlar, normalde oynayamayıp alkolün verdiği yetkiye dayanarak kendini piste atanlar, oynayanlar, hoplayanlar, zıplayanlar, çalgıcılar dinlenirken darbukayı, tefi eline alıp kendi müziğini kendi yapanlar! (darbukayı gümbürdeten manyak benim) eğlencenin dibine vuranlar, beleş diye içmenin bokunu çıkaranlar "nasılsa parasını verdim lan" deyip bitiremediği şişesini çantasına atanlar! (ben+Mihri) ve finalde olmazsa olmazlarımız: sarhoş olanlar, kusanlar ve daha neler neler...

Sol avuç içim ve parmaklarım hâlâ şiş. O değil de biz müzikal falan yapsak kapalı gişe oynarız şerefsizim. Grup, repertuar, performans bi şahaneydi. Ne metrisin önü kaldı, ne gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar, ne abe gaynana! Biri hariç herkes yeni tanıdığım insanlardı ama gel gör ki sanki yıllardır tanışıyor gibiydik. Hep derler ya nerede olduğun önemli değil, kimlerle olduğun önemli diye. Hakkaten öyle. Mekan öyle aman aman bi mekan değildi ama biz ayıptır söylemesi eğlenmeyi bilen insanlar olduğumuz için bokunu çıkarana kadar eğlendik. Ben gece boyu sağdan, soldan, karşı çaprazdan birileriyle kesiştim ama gece sonunda sıfıra sıfır elde var sıfır, yine eli boş döndüm eheh.

Gece, şirketin dört günlük tatile girmiş olmasına rağmen Cumartesi, Pazar ve Pazartesi tam gaz çalışmam üzerine de o gün regl olmam nedeniyle sabaha karşı dört gibi bitti, en azından benim için. Ertesi gün de İstanbul'dan gelen arkadaşlarımıza kahvaltı hazırlamak için erken uyandık. Bugün 3 Ocak ben bildiğin hacıyatmaz gibi sallanıyorum bir o yana bir bu yana, uykusuzluktan, yorgunluktan. 2013'ten beklentilerim var, üşenmedim oturup birkaç yüz maddelik bir liste oluşturdum. Sevgili Nero'm da beni Wish List için mimlemişti, yazıyı yayınlayacağım lakin önce şu kapanışını yaptığım evrakları dosyalamam gerek. Anlıcağın yıl bitti ama Selo'nun işleri henüz bitmedi sayın okuyucum.

Büyüklerin ellerinden, küçüklerinden gözlerinden, gönlüme göre birini bulursam asgdhasha :D

Benim dualarım dileklerim pek kabul olmuyor, sanırsam yukarıdaki kredi notum düşük. Ama yine de hakeden herkes için mikemmel bir yıl olsun mu? Olsun! Musmutlu yıllar bebelerim öpüldünüz.

Hoopp birader baksana bi'!

Bu blogdaki tüm yazılar ve bazı görseller (alıntı olanların URLsi belirtilerek) supercellma tarafından eklenmiştir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. maddesi gereğince kopyalamak, ticari amaçla kullanmak, yazar ismi belirtilmeden alıntı yapmak ve link vermeden kullanmak dahi suçtur. Aksini iddia eden varsa yolarım. Her türlü pisliği de yaparım. Hee akıllı olun canımı yiyin. Emek hırsızlığına karşı destek ve Emeğe Saygı lan. Dirsek çürütüyoruz burda...!!

 

supercellma Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review

back to top